top of page
309062_home_white.png
309062_home_building_house_real estate_icon.png
309062_home_white.png
309062_home_building_house_real estate_icon.png
EREN HUKUK
309062_home_white.png
309062_home_building_house_real estate_icon.png
EREN HUKUK

Ceza Hukukundaki Basit Taksir - Bilinçli Taksir Tartışmasına Yargıtay Ceza Genel Kurulundan Bir Katkı Daha..

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Fatih Dursun EREN
    Av. Fatih Dursun EREN
  • 17 saat önce
  • 15 dakikada okunur

YCGK, yakın tarihli 2022/298 E., 2025/567 K. 10.12.2025 kararında bu hususu kamuoyuna da yansıyan bir vaka üzerinden tekrar tartışmıştır.


Karara konu olay, 2014'te yaşanan ve kamuoyunun hafızasında yer eden bir facia: LPG yüklü bir tanker, gece vakti virajlı ve eğimli bir yolda, yasal hız sınırının üzerinde seyrederken devriliyor. Sızan gaz bir süre sonra patlıyor; iki yolcu otobüsü ve bir araç alev alıyor. 34 kişi hayatını kaybediyor, 38 kişi yaralanıyor.


LPG yüklü tanker sürücüsü sanığın, mevzuatın izin verdiği azami sürelerin çok üzerinde, kesintisiz biçimde on bir-on iki saat araç kullandığı, tehlikeli madde taşıyan araçlar için öngörülen elli kilometrelik hız sınırının ve yol koşullarının gerektirdiği özenin altında kalmadığı, virajlı ve eğimli yol kesiminde direksiyon hâkimiyetini yitirerek tankerin devrildiği, sızan gazın yaklaşık otuz beş dakika sonra patlaması neticesinde otuz dört kişinin hayatını kaybettiği, otuz sekiz kişinin yaralandığı sabittir.


İlk derece mahkemesi ve Özel Daire eylemin basit taksir kapsamında kaldığı sonucuna varmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesiyle itiraz etmiş; itiraz Ceza Genel Kurulu çoğunluğu ile reddedilmiştir.


Kararın öğreti bakımından değerli yönü, bilinçli taksirin sınırlarını isabetle çizmesidir. Bilindiği üzere iki taksir türü arasındaki ayırıcı ölçüt, neticenin öngörülüp öngörülmediğinde değil, öngörülen somut neticenin gerçekleşmemesi için gerekli tedbirler alınmadan harekete devam edilip edilmediğinde düğümlenmektedir. Fail tehlikeli bir faaliyet yürütüyor olsa ve genel bir riskin farkında bulunsa dahi, bu farkındalık tek başına bilinçli taksire vücut vermez.


Çoğunluğun gerekçesinde bu ölçütün somut olaya titizlikle uygulandığı görülmektedir. Sanığın kaza öncesi davranışlarının tedbirsiz ve dikkatsiz olduğu tartışmasızdır; ancak Kurul, esas soruyu neticenin gerçekleştiği ana taşımaktadır. Kaza sonrasında, kendisi de yaralı hâldeyken olay yerindekileri "kaçın, patlayabilir" diyerek uyaran, uzaklaşmaları için çaba gösteren bir sürücünün, meydana gelen ölümleri öngörüp buna rağmen kusurlu davranışını sürdürdüğünden söz edilemeyeceği ortaya konulmuştur. Kaldı ki patlama, sızan gazın üçüncü kişilerin kusurlu davranışları neticesinde bilinmeyen bir ateş kaynağıyla buluşması sonucu gerçekleşmiş; sanığın yetkilileri bilgilendirme yükümlülüğü de bu dış etkenlerle sekteye uğramıştır.


Karara muhalif kalan üyelerin ve itiraz makamının görüşü de göz ardı edilecek nitelikte değildir. Bu görüşe göre, aldığı iş güvenliği eğitimleri ve meslekî yeterlilik belgeleri gözetildiğinde, taşıdığı maddenin tehlikesini ve olası bir kazanın boyutunu bilebilecek durumdaki sanığın, tüm uyarıcı levhalara rağmen seyrini sürdürmesi bilinçli taksire işaret etmektedir.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu çoğunluğu ise: Bilinçli taksir isnadının, failin faaliyetinin tehlikeliliğinden ya da mesleki bilgisinden otomatik olarak türetilemeyeceği, her somut olayda, failin belirli neticeyi öngörüp öngörmediğinin ve öngörmüşse buna rağmen tedbirsizce hareketini sürdürüp sürdürmediğinin ayrıca ve özenle temellendirilmesi gerektiği düşüncesinden yola çıkarak bilinçli taksir itirazlarını reddetmiştir.


Failin kaza sonrası davranışlarının dahi iç dünyasının/niyetinin tespitinde delil değeri taşıyabileceği, kararın ayrıca dikkat çekici yönüdür. Nitekim karar, taksirli sorumlulukta ölçünün ağırlaşan neticeye değil, failin öngörüsüne ve iradesine bağlı olduğunu bir kez daha teyit etmektedir.



İşte kararın tam metni:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/298 E.  ,  2025/567 K. K.T:10.12.2025


"İçtihat Metni"


KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2615-991


I.HUKUKÎ SÜREÇ

Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/2, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2018 tarihli ve 159-86 sayılı hükmün, sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 18.03.2019 tarih ve 2615-991 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 28.04.2021 tarih, 11902-4095 sayı ve oy çokluğu ile vekâlet ücreti yönünden temyiz istemlerinin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.Daire Başkanı ... ve Üyesi ...; "...Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 'Hız Sınırları' başlıklı 100. maddesine göre, yerleşim yeri dışında bulunan şehirler arası çift yönlü karayollarında tehlikeli madde taşıyan araçlar için azami hız sınırının 50 km olduğu; oysa ki 07.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, kuru ve asfalt zeminde tespit edilen 60 metrelik fren izi baz alınarak sürtünme kat sayısı ile yapılan hesaplama sonucunda aracın kaza anındaki hızının 96 kilometreye tekabül ettiğinin belirlendiği, ayrıca bilirkişiler tarafından hız sınırı konusunda yapılan teknik tespitlere göre, olay mahalli yolun oldukça dar yapıda, virajlı ve eğimli bir yol olması sebebiyle tehlikeli madde taşıyan büyük araç sürücülerinin, böylesi olumsuz şartlara sahip olan bir yolda güvenli seyahat için 50 km yasal hız sınırının da altında bir hızla seyretmelerinin zorunlu olduğu; ayrıca; Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 98. maddesine göre ticari amaçla yük taşımacılığı yapan araç şoförlerinin 24 saat içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4.5 saatten fazla araç sürmeleri yasak olmasına rağmen, bilirkişiler tarafından yapılan teknik değerlendirmelerde; sürücünün saat 11.20 de Giresun’dan yola çıkması, kat ettiği mesafenin yaklaşık 570 metre olması ve araçta sanık ...’dan başka şoför bulunmaması itibariyle, sanık ...’ın kaza anına kadar yaklaşık 12 saat boyunca araç kullandığının belirlenmesi karşısında, aracında patlayıcı özelliği sebebiyle son derece tehlikeli bir madde taşıdığının bilinci ile hareket etmesi gereken sürücünün, mevzuatın öngördüğü sürelerin üzerinde bir zaman diliminde sürekli ve kesintisiz araç kullanmasının yol açtığı muhtemel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uykusuzluğun etkisi ile söz konusu kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği kanaatine varılmıştır.


Dosyada mevcut işveren şirket tarafından hazırlattırılmış risk analizi prosedürü, risk değerlendirme tablosu ve acil durum eylem planlarına göre, gaz sızıntısı halinde şoför tarafından alınması gereken acil önlemler yanında, herhangi bir trafik kazası meydana gelmesi hâlinde öncelikle acil durum yöneticisi bilgilendirilip o mahalde bulunan imkânların değerlendirilmesi, güzergâh tanımlaması yapılıp en yakın kolluk kuvvetlerine bilgi verildikten sonra acil durum yöneticisinin bilgilendirilmesi gerektiği konularında uyarılmış olan sanık sürücünün, kaza sonrasında aracın devrilmesi ve LPG tankerinin hasar görmesi sebebiyle LPG nin yaratabileceği muhtemel tehlikeler hususunda, kazadan sonra patlama anına kadar geçen yaklaşık 35 dakikalık süre boyunca, gerek kendi işverenini gerekse de en yakın kolluk görevlilerini bilgilendirdiğine dair herhangi bir tespit bulunmamaktadır.Dosya içeriği ve beyanlardan, olaya konu yolu daha önce de taşımacılık işi sebebiyle kullandığı ve bu itibarla yolun özellikleri konusunda yeterli bilgiye sahip olduğu anlaşılan sanığın, içerisinde yaklaşık 19500 kg tehlikeli madde taşıdığı ve toplam ağırlığı 39200 kg olan tanker ile seyrettiği yolda olay yeri yaklaşımında kendisine hitap eden birden çok 'tehlikeli viraj yön levhası' ile uyarıcı levhaları, olumsuz yol koşullarını, uzun süre araç kullanmış olması sebebiyle muhtemel dikkat dağınıklığını önemsemeyip, tehlikeli madde bulunan aracı ile, araç kullanma sürelerine uymaksızın, virajlı ve eğimli yol bölümünde mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla seyrettiği, almış olduğu iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ve ayrıca yük ve yolcu taşıma yetkisi veren SRC3 ve SRC4 belgeleri ile tehlikeli mal taşımacılığı sürücü eğitim sertifikası (SRC5) yerine geçen eğitim tamamlama belgesi bulunması itibariyle, taşıdığı malzemenin tehlikesini bilebilecek nitelikte bir sürücü olmasına rağmen taşıdığı maddenin tehlikeliliğinin gerekli kıldığı önlemleri almadan seyrini sürdürdüğü;

Tüm bu tespitler kapsamında somut olayın özelliklerini bir bütün hâlinde incelediğimizde; mevzuatın amir hükümlerine göre azami 50 km hız sınırı bulunan, bunun yanında bilirkişi tespitlerine göre yol ve araç durumu itibariyle hız sınırının daha da düşük olduğu tehlikeli virajlı ve eğimli yol bölümünde, olay mahalli yol güzergâhına aşina olmasına rağmen, tehlikeli madde taşıyan araçla, seyir yönüne hitap eden birden çok uyarıcı levhayı dikkate almaksızın, üstelik de vaktin gece olması ve aydınlatma bulunmamasına rağmen mahal şartlarının yaklaşık iki katı civarında bir hızla seyreden, yine mevzuatın amir hükümleri ile öngörüldüğü şekilde 24 saat içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4.5 saatten fazla araç sürmesi yasak olmasına rağmen, mevzuatın öngördüğü sürelerin üzerinde kesintisiz araç kullanan sanık ...’ın, yorgun ve uykusuz şekilde seyir hâlinde olmasının yarattığı dikkat dağınıklığının kazaya sebebiyet verdiği, 570 km lik mesafeyi yaklaşık 12 saatte kat ettiği düşünüldüğünde mevzuatta yer alan azami hız sınırlarına uygun şekilde seyretmesi hâlinde dahi mola vermeksizin olay mahalline gelmiş olduğunun kabul edileceği, bu suretle, almış olduğu iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri ve sahip olduğu meslekî yeterlilik belgeleri gözetildiğinde taşıdığı maddenin tehlikeliliği hususunda yeterli bilgisi bulunan ve herhangi bir kaza anında LPG nin yaratacağı tehlikenin boyutunun farkında olan sanığın, böylesi tehlikeli bir madde taşıdığı aracı ile seyir halinde iken kendisini uyaran birden çok uyarıcı işaret bulunmasına ve yol güzergâhına aşına olmasına rağmen, önceki hatalı deneyimlerinin olumsuz sonuçlanmamasına, içinde bulunduğu koşullara, şoförlük bilgi ve tecrübesine olan hatalı güveni sebebiyle, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceği düşüncesi ile hareketine devam ederek sebebiyet verdiği ölüm ve yaralanma neticelerinden bilinçli taksirle sorumlu tutulması ve sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesindeyiz." gerekçesiyle karşı oy kullanmışlardır.


II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 01.07.2021 tarih ve 64887 sayı ile; "...Mevzuatın amir hükümlerine göre azami 50 km hız sınırı bulunan, bunun yanında bilirkişi tespitlerine göre yol ve araç durumu itibariyle hız sınırının daha da düşük olduğu tehlikeli virajlı ve eğimli yol bölümünde, olay mahalli yol güzergâhına aşina olmasına rağmen, tehlikeli madde taşıyan araçla, seyir yönüne hitap eden birden çok uyarıcı levhayı dikkate almaksızın, üstelik de vaktin gece olması ve aydınlatma bulunmamasına rağmen mahal şartlarının yaklaşık iki katı civarında bir hızla seyreden, yine mevzuatın amir hükümleri ile öngörüldüğü şekilde 24 saat içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4.5 saatten fazla araç sürmesi yasak olmasına rağmen, mevzuatın öngördüğü sürelerin üzerinde kesintisiz araç kullanan sanık ...’ın, yorgun ve uykusuz şekilde seyir halinde olmasının yarattığı dikkat dağınıklığının kazaya sebebiyet verdiği, 570 km lik mesafeyi yaklaşık 12 saatte kat ettiği düşünüldüğünde mevzuatta yer alan azami hız sınırlarına uygun şekilde seyretmesi hâlinde dahi mola vermeksizin olay mahalline gelmiş olduğunun kabul edileceği, bu suretle, almış olduğu iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri ve sahip olduğu meslekî yeterlilik belgeleri gözetildiğinde taşıdığı maddenin tehlikeliliği hususunda yeterli bilgisi bulunan ve herhangi bir kaza anında LPG nin yaratacağı tehlikenin boyutunun farkında olan sanığın, böylesi tehlikeli bir madde taşıdığı aracı ile seyir hâlinde iken kendisini uyaran birden çok uyarıcı işaret bulunmasına ve yol güzergâhına aşına olmasına rağmen, önceki hatalı deneyimlerinin olumsuz sonuçlanmamasına, içinde bulunduğu koşullara, şoförlük bilgi ve tecrübesine olan hatalı güveni sebebiyle, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceği düşüncesi ile hareketine devam ederek sebebiyet verdiği ölüm ve yaralanma neticelerinden bilinçli taksirle sorumlu tutulması ve sanık hakkında TCK 22/3 maddesinde yazılı bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.


5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 24.03.2022 tarih ve 4342-2322 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.


III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan verilen mahkûmiyet kararı ile sınırlı olarak yapılmıştır.


Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini basit taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir.


IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından; Sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a-b maddesinde belirtilen "Kavşaklara, virajlı ve dönemeçli yola yaklaşırken hızlarını azaltmamak ve hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliği ile görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" kurallarını ihlal ettiğine ilişkin 21.07.2014 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 22.07.2014 tarihli olay yeri keşif tutanağı, 23.07.2014 tarihli olay yeri inceleme raporu, kaza sonrası ile ilgili bölgeyi gören kamera kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre; ana faaliyet konusu kara yolu ile gaz ve petrol ürünleri ile kimyasal ürünler yük taşımacılığı olan ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve Antrepoculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş'de 15.07.2014 tarihinden itibaren LPG tanker şoförü olarak çalışan ve tehlikeli madde taşıma konusunda gerekli tüm belgeleri mevcut olan sanığın, olay günü şirkete ait dorse takılı çekici tankere Giresun’da yaklaşık 19.500 kg LPG yükleyip Mardin/Nusaybin’deki LPG Dolum Tesisine götürmek üzere saat 11.20'de Giresun’dan yola çıktığı, 11-12 saat bu şekilde araç kullanıp yaklaşık 570 km yol aldıktan sonra yaklaştığı olay mahallinde, gece saat 23.45 sıralarında, meskûn mahal dışında, aydınlatması bulunmayan, iki yönlü, virajlı, eğimli, sollamanın yasak olduğu, seyir yönüne hitaben birden çok "Tehlikeli Viraj Yön Levhası" bulunan, 6 metre genişliğindeki yolda Bingöl’den Diyarbakır yönüne kendi beyanına göre 50-55 km hızla seyir hâlinde iken, sola virajlı yol bölümünde direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu, yolun sağından soluna doğru devam eden 60 metre fren izinin devamında yolun sağındaki boş alana devrildiği, kaza sebebiyle dorsenin çekiciden kopmak suretiyle ayrıldığı ve her ikisinin birden yol dışında kaldığı, kazanın etkisi ile tankerin basınç tahliye bölümünün zarar görmesi sonucunda LPG gazının kara yolunun eğimine paralel şekilde ve yaklaşık 35 dakika içinde hızla boşalarak 500-600 metre boyunca yol üzerine aktığı, bu esnada karşı yönden gelen bir araç ile iki adet şehirlerarası yolcu otobüsünün gaz sızıntısı sebebiyle oluşan yoğun sisli bölümde durdukları, otobüs şoförlerinin araçları çalıştıramadıkları ve bu nedenle geriden gelen araç trafiğinden dolayı araçları geriye de alamadıkları, araç şoförlerinin yolcuları gaz konusunda uyardıkları, yolcuların bir çoğunun araçlardan indiği, yoldan geçen kişiler tarafından yaralı şekilde araçtan çıkarılan sanığın kendisine yardım edenler ile birlikte olay yerinin tam tersi yönünde 100 metre mesafe uzaklaştığı sırada, tankerde bulunan LPG gazının patlaması sonucunda, her iki yolcu otobüsü ile bir aracın tamamen yandığı, meydana gelen patlama ve yangında 34 kişinin hayatlarını kaybettiği, 38 kişinin ise vücutlarında yanık oluşacak şekilde yaralandıkları hususlarında Özel Daire ile Derece Mahkemeleri arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.


Hükme esas alınan makine, inşaat, kimya mühendisleri, trafik kusur uzmanları, iş başmüfettişleri ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetleri tarafından düzenlenen 04.12.2014, 28.09.20 15... .10.2017 tarihli raporlara göre; olayın gerçekleştiği mahaldeki hız sınırının tehlikeli madde taşıyan sanığın kullandığı araç için 50 km/saat olduğu, kazaya etken herhangi bir yol kusurunun bulunmadığı, kaza mahallinin karşılıklı geçişi engeller mahiyette olmadığı, sanığın iniş istikametinde olduğu, savunmasında beyan ettiği meçhul aracın çıkış rampasında olabileceği düşünüldüğünde ve belirtilen hız limitleri dâhilinde gitmesi hâlinde kazanın gerçekleşmeyeceği ve sağa doğru kaçabilecek mesafenin bulunduğunun görüldüğü, kaza tespit tutanağında ve olay yeri incelemesinde belirtilen 50 metre fren izinin aracın devrilmesinden kaynaklı sürtünme izleri olduğu, sanığın çalıştığı şirketin çalışanlara iş ve iş güvenliği konularında mevzuata uygun belgeler tamamlanacak şekilde eğitimler verdiği, dosya içeriğinde görülen araç yükleme formu üzerinde yapılan incelemede olay günü saat 11.20’de LPG yüklü aracın yola çıktığı, yükleme çıkış saati ile kaza mahalli arasında 570 km mesafe olduğu, azami hız sınırı dikkate alındığında sanığın bu mesafeyi en erken 11-12 saat civarında tamamlayabileceği, trafik kazasının saat 23.45’te gerçekleştiği dikkate alındığında, sanığın çıkış noktası itibarıyla ancak kaza mahallinde bulunabileceği, patlama olayını gören mağdurların beyanlarında, içinde bulundukları araçların birden durduğunu, sonrasında çalışmadığını, yolculardan bazılarının LPG kokusunu hissederek araç şoförünü uyardıklarını, ancak şoförün yola devam ederek geri manevra yapmaya çalıştığını, akabinde yoldan çıktığını, bu esnada yoğun gaz kokusu hissedildiğini, araçlardan bir kısım yolcuların indiğini, otobüs şoförlerinin sigara ve ateş yakılmaması konusunda yolcuları uyardıklarını ifade ettiklerini, yolcuların ve araç şoförlerinin meydana gelen kazayı ve gaz kokusunu fark ettikten sonra bir kısım yolcuların olay mahallinden uzaklaşmaya çalıştığı, bu kargaşa esnasında yayılan LPG’nin bilinmeyen bir ateş kaynağı ile buluştuğu ve patlamanın gerçekleştiği, Sanığın 2918 sayılı Kanun’un 52/1-a-b maddesinde sayılan "Kavşaklara, virajlı ve dönemeçli yola yaklaşırken hızlarını azaltmamak ve hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliği ile görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" ile Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 98. maddesinde belirtilen "Ticari amaçla yük taşımacılığı yapan ve azami ağırlığı 3,5 tonu geçen araçların şoförleri ile ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dahil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin 24 saatlik herhangi bir süre içinde; toplam olarak 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürmeleri yasaktır." kurallarını ihlâl ettiği, tek başına yasal hız limitini aşacak şekilde 11-12 saat süre araç kullandığı anlaşılan sanığın yorgunluktan dikkatinin dağılmasının muhtemel olduğu, kaza mahallinde yeterli yatay ve düşey işaretleme bulunmasına ve yol güzergâhına aşina olmasına rağmen mevcut trafik ve yol koşullarına riayet etmediği, kaza sonrası taşıdığı malzemenin tehlikesini bilecek ehil bir sürücü olmasına rağmen tehlikeli olabileceğini bildiği durumu en yakın yetkili birimlere ve işverenine haber vermediği, açıklanan bu nedenlerle gerçekleşen kazada sanığın asli kusurlu olduğu, İşveren ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve Antrepoculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından hazırlanan risk analizi prosedürü, risk değerlendirme tablosu ve acil durum eylem planlarına göre; sanığın gaz sızıntısı fark ettiğinde emniyetli bir yere aracı çekip emniyet şeridi oluşturup kimsenin yaklaşmamasını sağlaması ve kolluk kuvvetleri ile itfaiyeye haber vermesi gerektiği hususunda bilgilendirildiği, Bingöl Devlet Hastanesince düzenlenen 22.07.2014 tarihli rapora göre; patlama sonucu çene ve yüzde ağrı şikâyeti nedeniyle acil servise getirilen sanığın bilincinin açık olduğu, çene ve sağ kolda yüzeysel kesi ve yaralanmalarının bulunduğu, anlaşılmaktadır.


Şikâyetçi ...; olay sırasında Diyarbakır otobüsünde bulunduğunu, olayın olduğu yere geldiklerinde tankeri yolun kenarında devrilmiş hâlde gördüklerini, gaz kokusunun tankerin devrildiği yerin etrafına yayıldığını, sonra gelen Bingöl otobüsünün de olay yerinde durduğunu, önlerinde bir araç daha olduğunu, tankerden yayılan gaz nedeniyle araçların durduğunu, olay yerinde birisinin sigara içmiş olabileceğini, bu nedenle patlamanın gerçekleştiğini düşündüğünü, Şikâyetçi ...; otobüsün içerisinde seyir hâlinde iken çok ağır bir gaz kokusu geldiğini, en arka koltukta oturduğu sırada "Sakın sigara yakmayın havaya uçarız!" denildiğini, sonrasında otobüsten aşağı indiklerini ve patlamanın meydana geldiğini, Şikâyetçi ...; yolcu olarak otobüste bulunduğunu, uykulu hâlde iken gaz kokusu aldığını, birden otobüsün içini gaz kokusu sardığını, şoförün bir süre yaklaşık 50 metre kadar ilerledikten sonra durabildiğini, sonra aracın yeniden çalışmadığını, araçtan 5-10 metre uzaklaştıktan sonra bir patlamanın gerçekleştiğini, Katılan ...; Bingöl firmasına ait otobüste bulunduğu sırada aracın birden durduğunu, şoförün dışarı çıkıp olan biteni sorduktan sonra "Kaçın canınızı kurtarın!" dediğini, araçtan indiklerini, ne olduğunu anlamaya çalıştıkları sırada patlamanın gerçekleştiğini, Katılan ...; Diyarbakır otobüsünde yolculuk yaptığını, klimadan gaz kokusu aldığında bağırdığını, dağın eteğinde olan otobüsün sol arka tekerden geriye doğru kaymaya başladığını, şoförün frenlerin tutmadığını söylediğini, bir süre sonra kendiliğinden durduğunu, aşağıya inip telefon ile Jandarmaya haber verdiklerini, sonra patlamanın gerçekleştiği, Tanık ......; sevk ve idaresindeki araçla Diyarbakır’a gittiği sırada yolda dumanlar gördüğünü, araçtan indiğinde tüp kamyonunun kaza yaptığını gördüğünü, her yeri kan olan sanığı araçtan çıkarttığını, bilinci açık olan sanığın kendisine "Dikkat edin tüpler patlar kaçın!" diye bağırdığını, orada ismini bilmediği başka bir şahıs ile sanığı olay yerinden uzaklaştırdıklarını, yaklaşık 100 metre ilerledikten sonra büyük bir patlama gerçekleştiğini, ardından hemen karakolda görevli askerlerin olay yerine geldiklerini, Tanık ... ...; Bingöl firmasına ait araçta bulunduğunu, araç şoförünün Lice ilçesini 10 km kadar geçtikten sonra "İleride kaza var." diyerek durduğunu, bulunduğu aracın yaklaşık 200-300 metre ilerisinde Diyarbakır firmasına ait aracın da durduğunu, araç durunca aracın ön kapısının açıldığını bazı yolcuların dışarı çıktığını, bu sırada aracın içini gaz kokusu sardığını, şoförün inen yolculara tekrar araca binmeleri konusunda uyarıda bulunduğunu, araçtakilere gaz yığılması nedeniyle araçtan inmelerini yoksa kötü şeyler olabileceğini söylediğini, sonra aracın her iki kapısının da açıldığını, aracın tamamen boşaltıldığını, araçtan indikten sonra yaklaşık 1,5 dakika beklediklerini, gaz kokusu gelince insanların öksürmeye ve olay yerini terk etmeye başladığını, aracın bulunduğu bölgeye devrilen tanker tarafından beyaz gaz bulutlarının geldiğini, bunun üzerine 20-30 metre daha uzaklaştıklarını, ilerlerken şiddetli bir patlama duyduğunu, Beyan etmişlerdir.


Sanık kollukta; olay günü saat 23.50 sıralarında sevk ve idaresindeki LPG yüklü tankerle seyir hâlindeyken karşı yönden plakasını hatırlayamadığı bir aracın yolu ortalayarak geldiğini, bu araçtan kurtulmak için direksiyonu yolun sağ tarafındaki şarampole kırdığını, sonrasında direksiyon hâkimiyetini kaybettiğini, aracın ve arkasındaki LPG yüklü tankerin yolun sağ tarafına devrildiğini, araçtan kendisinin çıktığını, kazayı görüp duran vatandaşlara LPG’nin patlama olasılığı nedeniyle kaza mahallini terk etmelerini söylediğini, kaza sonrası Bingöl istikametine doğru koşarak uzaklaştığını ve o istikametten gelen araçları uyardığını, uyardığı kişilere diğer yönden gelen araçları da uyarmalarını söylediğini, yaklaşık 100-200 metre koştuktan sonra bayıldığını, gözünü hastanede açtığını, Savcılıkta; olay günü yola çıktıktan yaklaşık dört buçuk saat sonra Erzurum’da, saat 19.30’da Çatak ilçesinde ve sonrasında Bingöl Genç ilçesinde mola verdiğini, araçtan çıktıktan sonra Bingöl istikametinden gelen araçları durdurmaya ve olay yerindekileri uyarmaya çalıştığını, bilincinin tam yerinde olmadığını, olay sırasında 50-55 km/saat hızında olduğunu, Mahkemede; kendi çabalarıyla araçtan çıktığında yanında gördüğü bir şahsa aracın patlayabileceğini bu nedenle etrafında kimsenin olmaması gerektiğini, acil olarak 1 55... 'yı aramasını, hatta yapabilmesi hâlinde yolun tamamını trafiğe kapatmasını söylediğini, aynı zamanda karşı yönde ve aynı yönde duran araçlara doğru koşarak olay yerini terk etmelerini ve patlama gerçekleşebileceğini ifade ettiğini, kazanın gerçekleştiği yolun kötü ve dar bir yol olduğunu bildiği için kurallara uygun hareket ettiğini ancak, karşı yönden hızla gelen araca çarpmamak için yolun sağına doğru direksiyon kırması neticesinde olayın gerçekleştiğini, olay sırasında 25-30 km hız ile yola devam ettiğini, Savunmuştur.


V. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 2025/12-5 E.- 2025/288 K., 26.06.2024 tarihli ve 2020/12-138 E.- 2024/206 K. sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin öngörülemeyerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı TCK’ madde22/2. maddesinde).Kanunda öngörülen bu tanıma göre taksirli suçlarda;1.Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı iradi bir davranışı olmalı, 2.Failin hareketi ile netice arasında illiyet bağı bulunmalı ve netice faile objektif olarak isnad edilebilmeli,3.Netice öngörülebilir olmalı,4.Ancak fail tarafından öngörülememiş, Bulunmalıdır. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre bilinçli taksir; "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde" söz konusu olacaktır. Şu hâle göre, basit ya da bilinçli olsun, taksirle sorumluluktan bahsetmek için evvelemirde neticenin objektif olarak öngörülebilir/objektif olarak isnat edilebilir olması gerekir. Bu şart, kusur sorumluluğunun da temelini teşkil eder. Keza her halde failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması aranacaktır. Basit taksirle bilinçli taksir arasındaki ayırıcı temel ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise tipik neticeyi öngörmüş olduğu hâlde, öngördüğü neticenin meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri almadan hareketine devam etmesidir. Bilinçli taksir hâlinde fail, öngördüğü neticeyi istememekte, bilgi, beceri, yetenek, tecrübe, teknik imkânlar vb. etkenlere güvenerek, neticenin meydana gelmeyeceğine inanmakta ve fakat kusurlu hareketine devam etmektedir.


B. Hukuki Değerlendirme

Olay günü saat 23.50 sıralarında Lice ilçesi Tuzla Köyü Mevkii’nde taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan hakkında mahkûmiyet kararı verilen inceleme dışı sanığın temsilcisi olduğu şirkete ait LPG yüklü dorse takılı tankeri sevk ve idare eden sanığın, aracın direksiyon hâkimiyetini kaybederek yolun sağ tarafında bulunan boş alana devrilmesi sonucunda dorsenin çekiciden kopmak suretiyle ayrıldığı, akabinde dorsenin kapak kısmından kara yoluna sızan LPG gazının patlaması neticesinde karşı yönde bulunan iki yolcu otobüsü ile bir aracın tamamen yandığı, meydana gelen patlama ve yangında araçlarda bulunan 34 kişinin hayatlarını kaybettikleri, 38 kişinin ise vücutlarında yanık oluşacak şekilde yaralandıkları kabul edilen olayda; Yasal limitleri aşacak şekilde toplamda 11-12 saat araç kullandığı ve hızlı seyrettiği dosyaya yansıyan sanığın, tedbirsiz ve dikkatsiz davranışlarıyla kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği tartışmadan varestedir. İşvereni olan ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve Antrepoculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından hazırlanan risk analizi prosedürü, risk değerlendirme tablosu ve acil durum eylem planlarına göre de sanığın gaz sızıntısı fark ettiğinde aracını emniyetli bir yere çekip emniyet şeridi oluşturmak suretiyle olay yerine kimsenin yaklaşmamasını sağlaması ve kolluk kuvvetleri ile itfaiyeye haber vermesi gerektiği hususunda bilgilendirildiği de açıktır. Bununla birlikte Bingöl Devlet Hastanesince düzenlenen 22.07.2014 tarihli raporda yer verildiği üzere kendisinin de yaralandığı kazanın hemen ardından sanığın, kazanın şokuna rağmen olay yerinde bulunanları uzaklaşmaları gerektiği konusunda uyardığı aşamalardaki savunmaları ve katılan ... ile tanıklar ...ve ...’ın anlatımları ile sabittir. Hükme esas alınan makine, inşaat, kimya mühendisleri, trafik kusur uzmanları, iş başmüfettişleri ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetleri tarafından düzenlenen 04.12.2014, 28.09.20 15... .10.2017 tarihli raporlarda kaza sonrası çevreye yayılan LPG’nin bilinmeyen bir ateş kaynağı ile buluşmasına ve patlamanın bu nedenle gerçekleştiğine yer verilmesi ile bu hususun, şikâyetçiler ... ve ...’nın kazadan sonra sigara içilmiş olabileceğine dair beyanlarıyla desteklenmesi de nazara alındığında, sanığın olaydan sonra kolluk kuvvetlerine ve itfaiyeye haber verme yükümlüğünün üçüncü kişilerin kusurlu davranışları sebebiyle sekteye uğradığı anlaşılmaktadır. Hâl böyleyken sanığın, kaza sonrası kara yoluna sızan gazın patlaması sebebiyle olay yerinde bulunanların hayatlarını kaybedebileceklerini öngörmesine rağmen kusurlu davranışlarını sürdürdüğünden söz etmeye imkân bulunmadığından, sanığın basit taksirle hareket ettiği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.


Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, yolun özellikleri konusunda yeterli bilgiye sahip olduğu anlaşılan sanığın, içerisinde yaklaşık 19.500 kg. tehlikeli madde bulunan ve toplam ağırlığı 39.200 kg olan tankerle gece vakti ve aydınlatması bulunmayan yolda, yasal hız limitini de aşacak şekilde seyir hâlinde olduğu ortaya konulmuştur. Almış olduğu iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri ve sahip olduğu meslekî yeterlilik belgeleri gözetildiğinde, taşıdığı maddenin tehlikeliliği hususunda yeterli bilgisi bulunduğunun ve herhangi bir kaza anında LPG’nin yaratacağı tehlikenin boyutunun farkında olduğunun kabulü gerekmektedir. Buna rağmen sanık, güzergâh üzerinde bulunan çok sayıdaki uyarıcı levhayı dikkate almaksızın seyrini sürdürdüğü ve mevzuatın öngördüğü sürelerin üzerinde araç kullanmanın yol açtığı dikkat dağınıklığı nedeniyle kazaya sebebiyet vermiş olabileceği bilirkişi raporlarıyla saptanmıştır. Gaz sızıntısını fark ettiğinde aracını güvenli bir yere çekip emniyet şeridi oluşturarak kimsenin yaklaşmamasını sağlaması ve kolluk kuvvetleri ile itfaiyeye haber vermesi gereken sanığın kazadan patlama anına kadar geçen yaklaşık 35 dakika boyunca bu sorumluluklarını yerine getirmediği de açıktır. Tüm bu tespitlere nazaran; öngördüğü neticenin meydana gelmeyeceği inancıyla hareket ettiği anlaşılan sanığın, birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılması gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim."Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.


VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

bottom of page